Türkiye’de son kapsamlı tarım sayımı 2001 yılında yapıldığı gerçeğinden yola çıkacak olursak 25 yıllık AKP iktidarı süresince kabul edilebilir ölçüde bir tarım ve besi sayımı yapmadı. Bunun yerine e-Devlet üzerinden çiftçilere anket gönderilerek sayım yapılmış gösterildi.

Büyükşehir Yasası’yla kırsal alanlardan Tarım ve Orman Bakanlığı yapıları da dahil tüm idari yapılar çekildi. Çiftçi, köylü, besici kendi haline bırakıldı. Veri altyapısı AB uyumlu izleme ve politika tasarımı için yetersiz kaldı.

Kamusal gıda kuruluşlarının tasfiyesi, gıda güvenliği altyapısını doğrudan çökertti. Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, YEMSAN, TEKEL, TÜGSAŞ, Türkiye Zirai Donatım Kurumu gibi güçlü kurumların neredeyse tamamı IMF güdümlü yapısal uyum programları çerçevesinde özelleştirildi. Piyasacı reçetelerle halkın kurumları elden çıkarıldı. Bu özelleştirmelerin hemen ardından üretici fiyatları yüzde 11,5 ile 18,5 arasında düştü. Yani çiftçi daha az kazandı.

Peki tüketici rahatladı mı? Tam tersi oldu. Satış fiyatları yükseldi. Aradaki farkı kim cebe attı? Oligopoller, yani piyasayı kontrol eden bir avuç büyük şirket. Gıda alanı bu şirketlerin eline geçince küçük çiftçiler de üretimden uzaklaştı.

Ve tabi mutsuz son; ortaya çıkan tablonun en ağır sonucu olarak Türkiye’nin gıda altyapısı öylesine zayıfladı ki, gıda işletmeleri on yıllardır AB standartlarını karşılayacak seviyenin başlangıcına bile ulaşamıyor. Oysa güvenli, erişilebilir, adil bir gıda sistemi hepimizin hakkı. Bunu sağlayacak olan piyasa değil mi?

Yorum bırakın

Popüler