Dünya petrolünün önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçmektedir. Dolayısıyla, ABD ve İran arasında Ortadoğu’daki jeo-politik gerilimlere bağlı olarak enerji ve özellikle doğalgaz sevikayatının azalmasıyla sinsi bir tehlikenin bizi kapıda beklemesi muhtemeldir.

Aslında önerme çok basit. Hürmüz Boğazı’nın trafiğe kapanması durumunda
petrol fiyatı yükselir, doğalgaz fiyatı da peşinden gider. Sonuç olarak pahalı enerji, pahalı gübre, pahalı tarım ve pahalı gıda.

Bu senaryoda Türkiye için en büyük risk ve en hassas nokta, gübre fiyatındaki artışın doğrudan mutfak enflasyonunu etkileyecek olmasıdır. Çünkü tarım ülkemiz için hâlâ stratejik bir sektör ve gıda harcaması vatandaşın büyük kısmında yüksek paya sahip.
Biraz daha açacak olursak; ABD ve İran bu işin kalbinde. Olası enerji krizi, gübre üretiminin durmasına yol açacaktır. Çünkü, gübre üretiminin ana hammaddesi doğalgazdır. Özellikle de azotlu gübrelerin.. Doğalgazdan amonyak üretilerek yapılır ki maliyetin yüzde 60–80’i doğalgazdır. Bu yüzden doğalgaz fiyatı artarsa gübre maliyeti patlar. Bu maliyetin aşırıya kaçması halinde fabrikalar üretimi durdurur ki Avrupa bu tür kapanmaları geçmişte yaşamıştır.
Gelelim senaryonun Türkiye üzerindeki etkisine; hem ithal gübre pahalanır hem yerli üretim maliyeti artarsa ihracat yasakları gelir, nakliye zorlaşır ve fiyatlar hızla yükselir. Türkiye için başka bir handikap da döviz kuru etkisi olacaktır. Dolar yükselirse ithal gübrenin fiyatı artar, çiftçinin maliyeti katlanır. Bu yüzden Türkiye’de gübre krizi çifte darbe yaratır. Tarım üretimi düşer, gıda enflasyonu artar ve ekonomik baskı büyür.





Yorum bırakın